İstanbul, 2010 Avrupa Kültür Başkenti tacını üç ay sonra devrediyor. Önce çok eleştirildi, sonra itirazlar azaldı.
Peki AKB Ajansı son çeyreÄŸe girerken alnının akıyla bu iÅŸten çıkabilecek mi? Yoksa paralar, iddia edildiÄŸi gibi sokaÄŸa mı atıldı?
İstanbul'un 2010'da Kültür BaÅŸkenti olacağı belirlendiÄŸinden beri çıtayı hep yüksek tuttuk. Sanki bu ünvanı almak Olimpiyat ÅŸehri olmakla eÅŸanlamlıymış gibi, tüm sorunlarımızın bir yılda çözüleceÄŸini sandık. Öyle ya, para çoktu! Kimbilir kimler parayı hasır altı edecek, bizi soyacaktı… Åžehrimize öyle yekten paranın gelmesine alışık olmadığımız gibi bu parayı yönetecek kiÅŸilere de güvenmedik.
EleÅŸtiriler haksız da deÄŸildi; 2010 Kültür BaÅŸkenti Ajansı'nda medyaya da yansıyan depremler oldu. Kültür sanat alanında bazı önemli isimler dayanamayıp ayrıldı, bazıları kalmayı tercih etti. Yönetimdeki uyumsuzluk ve acemilikler, iletiÅŸim problemleriyle birleÅŸince eleÅŸtiri dozu arttı.
Tüm bunlar son aylarda neredeyse sıfırlandı. Kültür BaÅŸkenti olayına tepkiyle yaklaÅŸanlar bile sessizleÅŸti, hatta övgüler dizilmeye baÅŸlandı. İtiraf edeyim, ben de bir yamuk var mı bu iÅŸlerde diye düÅŸünüyordum. Ama katıldığım bütün 2010 etkinliklerinden hem memnun kaldım, hem de baÅŸ döndürücü bir hızla ilerleyen "proje"lere yetiÅŸemez oldum. Reklam ajansının "İstanbul'u yeniden keÅŸfet" ve yurtdışındaki "İstanbul-The Most Inspiring City In The World" (İstanbul-Dünyanın en ilham verici ÅŸehri) ilanlarını çok beÄŸendim. Yapılan harcamaların web sitesinden kalem kalem yayınlandığını gördükçe de yüreÄŸime su serpildi.
200 milyon TL harcadık
2010'un Nisan ayında Åžekib Avdagiç'in Ajans BaÅŸkanlığı'na getirilmesi, baÅŸta "plastikçi kültürden ne anlar?" diye eleÅŸtirildi. Ancak zaman, meselenin tek başına kültür sanattan ibaret olmadığını, yönetim ve pazarlamanın önemini gösterdi.
Geçen hafta Ajansın Genel Sekreteri Yılmaz Kurt ve kurmaylarıyla biraraya geldik. Ben sordukça onlar dosyaları çıkardı. Kurt, açıkça "Ben de bilmiyordum kültürü sanatı" diye sözlerine baÅŸladı. Başında "Kültür BaÅŸkenti" kavramına büyük manalar yüklendiÄŸini ve sanki sihirli bir deÄŸnek bütün altyapı sorunları çözülecekmiÅŸ gibi bir algı oluÅŸtuÄŸunu anlattı: "Çatılardaki antenleri nasıl düzelteceksiniz diye soranlar oldu. Oysa bu unvan, çaÄŸdaÅŸ sanat ve yerel kültürün pazarlanması için kullanılıyor. 800 milyon TL gibi efsanevi bütçelerden bahsedildiÄŸi için beklenti büyüktü. Herkes kendi projesini yegane sanıyordu."
Peki İstanbul'daki projeler için ne kadar harcandı? Ajansın açıklamasına göre 200 milyon TL. Bunun büyük bölümü de kültürel yapıların restore edilmesine ayrıldı. Kurt, "Pecs ve Essen'le kıyaslama yapıldığında üzülüyoruz. O ÅŸehirlerle İstanbul'un konumu çok farklı. Kentsel dönüÅŸümün yüzde 60 ile 70'ine Ajans kaynak aktardı. Åžehirde tescillenmiÅŸ tarihi 30 bin yapı var. Bir o kadar da tescillenmemiÅŸ… ÖnceliÄŸimiz, bu binaların kalıcı restorasyonu oldu."
AKM ne olacak?
Bana göre 2010 sürecinde en büyük sıkıntı, İstanbul'un büyük bir sahneye kavuÅŸamaması oldu. Lütfi Kırdar yenilendi ama büyüklüÄŸü bazı eserlerin sahnelenmesine yetmiyor. La Scala İstanbul'a gelecekti, sırf bu nedenle gelemedi… AKM'nin yıkılacağı iddiaları da çok tepki aldı.
Kurt, AKM'nin restorasyonunun bütçe ve kaynağı kullanma yetkisinin de Ajans'ta olduÄŸunu, yıkılmasının sözkonusu olmadığını ve ihaleyi alan TabanlıoÄŸlu'nun babasının hatırasına sadık kalarak proje geliÅŸtirdiÄŸini söylüyor: "Ses sistemi, ışıklandırma, altyapı çalışmaları yapılacaktı. 64 milyon TL ayırdık. Devlet Opera ve Balesi, Devlet Tiyatroları Müdürleriyle toplantı yaptık. Fakat itiraz, projede restoran olmasınaydı. Oysa bugün Louvre'da da British Museum'da da var! Mete Tapan Hoca onaylayacaktı fakat dava açılınca yapamadı. Bence tarihi fırsat kaçtı. Herhalde bu dönemde yapılmasını istemediler…"
Ümidimiz, Kültür Bakanlığı'nın devreye girmesi ve iyi bir restorasyon projesiyle AKM'nin yeniden hayat bulması. Çürümeye terk edilmesi deÄŸil!
HADi iDDiALI OLALIM,PARiSLiLERi KIZDIRALIM
İstanbul, AB üyesi olmadan Avrupa Kültür BaÅŸkenti ilan edilen ilk ve son ÅŸehir. "İnspiring city" yani ilham veren ÅŸehir reklamı ise RPM Radar& Ultra'nın fikri. Hasan Kurt, filmi ilk izlediÄŸinde "Çok iddialı olmuyor mu?" diye sormuÅŸ. RPM'nin sahibi Paul Mc Millan'ın cevabı ise "Hadi iddialı olalım. Parislileri kızdıralım! İstanbul'un tarihi yarımada silüetiyle tanıtalım. Bu görüntü, Paris'in Eyfel'i kadar akıllara kazınmalı" olmuÅŸ. Neticede bu reklam Venedik'te San Marco Meydanında kocaman billboard'lara bile çıkmış. Bana sorarsanız lokumlu, dansözlü oryantal Türkiye tasvirlerinden çok daha etkili.
SON ÇEYREKTEN SEÇMELER
Kültür BaÅŸkenti'nin ajandasında buraya sığdıramayacağım kadar çok etkinlik var. Öncelikle kaçırılmaması gerekenlerden baÅŸlayalım:
- Beyhan Murphy'nin yönetmenliÄŸindeki Dans Platformu için son tarih bugün.
- SSM'deki "İstanbul-Efsane Kent" sergisi bu Pazar sona eriyor. Ayrıca yazacağım, kaçırılmaması gerek.
- 15 Eylül'de santralistanbul'da açılan "İstanbul 1910-2010 Kent, Yapılı Çevre ve Mimarlık Kültürü Sergisi" 20 Kasım'a kadar açık. Kaçmaz!
- 28 Ekim'e kadar Beşiktaş Barbaros Meydanı'nda Yaratıcı Sokaklar Festivali.
- Kadınİst/WomanIst Uluslar arası Kadın Buluşmaları Kasım'da.
- Londra Filarmoni ve Mahpeyker galası.
- Thedosius Limanı ve İstanbul'un Tarihöncesi ve Yakın Çevresi Sergileri, Ermeni ve Rum mimarların eserlerini anlatan sergiler.
-Galata Mevlevihanesi'nin kapısı Kasım'da açılacak.